Recent Articles

  • Lider ve takipçilerinin ilişkisi, tarih boyunca merak edilmiştir. İster anne-baba, ister bir şirketin yöneticisi, isterse bir devletin lideri siyasal kişilik olsun liderin, kitlesini etkilemesi, kurduğu ilişki ve iletişimle mümkündür. Tüm bu süreçte liderin temel kişilik özellikleri belirleyici rol oynar.
  • Toprak gibi insanlar da çeşit çeşit. Kazma darbelerine aldırış etmeyen ve kendinden ödün vermeyen topraklar var. Çok gevşek, daha dokunurken ufalıverenler var.
  • Genel olarak günlük yaşamımız ve her türlü ilişkilerimizde enerjimizin daha fazla nereye yöneldiği çok önemlidir.
  • Hayat, bir tercihler arenasıdır aslında. Her an çeşitli tercihlerle karşı karşıyayız. Durmadan kararlar verir, nasıl hareket edeceğimizi belirleriz.
  • Kim bilir her geçen gün kaç yıldız eksiliyor semadan. Göktekilere inat yerdeki yıldızlar da kayıp gidiyorlar. Tane tane düşüp yiten yapraklar gibi. Kainat, muazzam bir hareket halinde. Canlı ve eşya ile bütünlüğünü bozmadan yol alıyor zaman içinde. Küçük dünyalarında nelerle uğraşıyor insanlar? Durmadan didinen karıncalar misali bir yolculuk halinde herkes. Meşgul ettirildiğimiz şeydir belki de imtihanımız… Ya aşağı çekiyoruz insanları uğraşımızla yahut can evine
  • Hizmetkâr liderlik, liderliğin tam anlamıyla bir sanat haline dönüştüğü, her türlü hassasiyetin çok ön planda olduğu özel bir liderlik biçimidir. Bu özel liderlik biçimine her yöneticinin yahut liderin erişmesi kolay değildir. Yani nasıl ki liderlik, belirli insanlarda bulunan özel bir donanımdır, benzer biçimde hizmetkâr liderlik de belirli liderlerde bulunan özel kimi donanım ve yeteneklerin doruğa ulaşmış halidir. Nitekim hizmetkâr liderlik özel bir insani değerler alaşımını ve manzumesini gerektirir.
  • Evet, gerçek lider aynı zamanda bir gönül adamıdır. Lider, kişilik özellikleri bakımından karizmatiktir, değişiktir, farklı bir duyuş ve his yeteneğine sahiptir, insanları etkileme, yönlendirme, uyumlaştırma gücüne sahiptir. Yeri geldiğinde en önemli kararları gözünü kırpmadan verebilir. Bu kararla belki de binlerce insanı etkileyebilir, çok önemli maddi veya sosyal değişimlere neden olabilir.
  • Aile şirketleri kavramını iş sektöründe çokça duymuşuzdur. Peki, Aile şirketi nedir? Nasıl kurulur ve aile şirketlerinin yönetimi nasıl olmalı sorularının cevabı Dr. İlhami Fındıkçı’da. İşte İlhami Fındıkçı'nın aile şirketi hakkındaki görüşleri...
  • Daha önce çokça duyduğumuz liderlik kavramı nedir? Lider kimdir? Peki, Lider Nasıl Olunur ve Hizmetkâr Lider nasıl olmalı? sorularının cevabı Dr. İlhami Fındıkçı. İşte İlhami Fındıkçı'nın liderlik konusundaki görüşleri...
  • Evrendeki her şey, entropi yasası gereği zamanla bozulmaya doğru akıyor. Aynı durum, insanlar ve sosyal sistemler için de geçerli. Oda ısısının, normal şartlarda sıcaktan soğuğa doğru akması gibi insanı ve sosyal sistemleri ayakta tutan maddi ve sosyal değerler de zamanla sıcaklığını yitirir.
  • Din olmadan ahlak olur mu? Yahut ahlak olmadan din olur mu? Üzerinde düşünmeye devam ettiğimiz ahlak konusunda ulaştığımız temel sorun, din ahlak ilişkisidir. Bugün şahit olduğumuz ahlaki kriz, insanlık tarihi boyunca tartışılan bu iki kavramın ilişkisini yeniden ele almayı zorunlu kılmıştır. Zira dinin de ahlakın da asli hedefi, dürüst insandır. Ancak bugün fert, aile, kurum, toplum ve toplumlar arası ilişkilerde ne kadar dürüst olduğumuz ortadadır.
  • Kendiyle kavgalı modern insanın, bireysel yaşama derdinden kurtulması, kişisel hazlarına “dur” demesi ve vermenin engin huzurunu yaşayabilmesi için ne güzel fırsattır Ramazan ayı.
  • İnsani duruşumuz neden giderek bozuluyor acaba? Cevaptan önce günümüz insanının ruh durumuna ilişkin sorularımızı çoğaltalım. Acaba günümüz dünya insanı neden yoğun bir umutsuzluk içinde ve kendi içine çekiliyor? İntihar ve boşanma oranları artarken kişilerden devletlere kadar hızlanan geçimsizlik ve savaşlara kadar insanlar neden birbirlerine saldırıyorlar? Niçin masum çocuklara, kadınlara, yaşlılara yönelen kıyım, artıyor yaşlı dünyamızda? Niçin beş şeritli yolda olduğu gibi aile içindeki mekânları paylaşamıyoruz da şiddete başvuruyoruz?