Recent Articles

Eyvah Yeni Kuşak Geliyor-Aile Şirketlerinden Dersler

A+ A-

25 yıldır aile şirketlerinin içindeyiz. Danışmanlık çalışmaları, dersler, seminerler, konferanslar ve kitaplarımız yoluyla kimi katkılarımız oldu kuşkusuz. Ama öyle sanıyoruz ki aile şirketlerinden öğrendiklerimiz ve aldığımız dersler çok daha fazla. Neler görmedik ve yaşamadık ki?

Aile Şirketlerinden Manzaralar

Gelin yurt içinden ve dışından derlediğimiz ve ders alınacak nitelikteki aile şirketi manzaralarından birkaç alt başlığa birlikte bakalım:

  • Ailenin, şirketin kısacası her şeyin merkezinde kendisini gören, sadece kendi ile dost, hem çalan hem söyleyen, aileyi ve şirketi tıkayan aile üyeleri, liderler ve “ben” takıntısının dağıttığı aileler ve kurumlar,
  • Verdikçe zenginleşen ve büyüyen aileler,
  • Kardeşlerini alt etmek için kendi şirketine maliyeden müfettiş göndertenler,
  • Yaşlı babasının imzasını “nasılsa şikâyet etmez” deyip taklit edenler,
  • Baba vefat edince yılların birikimini yiyip bitiren sonra da muhtaç kalan gençler,
  • Bütün aşırılıklarına rağmen kardeşlerini, ailesini, idare eden, kendinden önce kardeşlerine araba alan aile üyeleri,
  • Kurumsallaşma bahanesiyle hissesini başka yollarla çoğaltmak isteyen ve bunun için hakem heyetini tehdit eden kardeşler,
  • Çocuklarına verdiği hisseleri, yaşlanınca alma derdine düşmüş babalar,
  • Bağımlı gencini evde tecrit edilmiş olarak tutan aileler,
  • Kayınpederi ölen damadın, eşine iş adamı babasından kalan haklarını savunmak için silaha sarılması,
  • Ailenin ve çevrenin hizmetinde olmaktan dolayı kendini ihmal eden ve amansız hastalığa düşen liderler,
  • Mezarlık yeri kavgası yapan aile üyesi gelinler,
  • Aile üyelerinin zulmünden dolayı intihar eden hissedarlar,
  • Aileyi ve şirketi yönetirken maddi değerlerin temsil ettiği dünyayı ellerine almakla yetinmeyip kalplerine koyan iş adamları,
  • Parası, atı, katı, yatı olan fakat huzuru olmayan, mal zengini ama gönül fakiri iş sahipleri,
  • Aileyi, işi, varlığı bir imtihan süreci görüp gönüllerini ötelerin ötesiyle zenginleştiren, varlıklar âlemindeki yolculuğuna bir anlam derinliği katmanın derdi ile çevresine hizmet etmenin heyecanını tüm hücreleriyle yaşayan iş adamları,
  • İçgüdülerine yenilen ve hazlarını ötelemeyip zamanla her şeylerini kaybeden genç aile üyeleri,
  • Annesini, babasını hiçe sayıp, var gücü ile hayatının zevklerini yaşayan yeri geldiğinde onlara karşı zor kullanabilen gençler,
  • Ayrılma noktasına gelen babası ve amcalarını, yeniden buluşturan, uzlaştıran bunun için yoğun bir çaba gösteren gençler,
  • Birçok şirketi olan ancak sıcak bir yuva olma özelliğini yitirmiş, evlerin otel gibi kullanıldığı, kimsenin kimseden haberinin olmadığı aileler,
  • Her vesile ile aile üyelerini toplayan, birlik ve bütünlük vurgusu yapan, itaat kültürü yanında herkesin kendini ifade edebildiği bir ortamı oluşturan aileler,
  • Bütün enerjisini daha fazla işe, gösterişli binalara, markaya, tanınmaya ayıran bu arada ailesini, çalışanını ihmal eden, “biz bütün bunları onlar için yaptık” diyen, sonra da sıkı sık “ama keşke…” demek zorunda kalan aileler.
  • Aile Şirketlerinden Dersler

Yukarıdaki manzaraları çoğaltmamız mümkündür.

Gerçekten de çok iyi niyetlerle kuruluyor aile şirketleri. Baba ile çocuklar ya da kardeşler yahut yakın akrabalar, bir kişinin önderliğine emanet olurlar ilk zamanlarda. Kurucunun öngörüsü, karizması, çalışkanlığı ve otoritesi ile hızla gelişir aile şirketi. Adeta at sırtında o cepheden diğerine koşan kurucu, aile şirketinin maddi sınırlarını durmadan genişletir.

Ama gün gelir doğal olarak enerjisi yavaşlar liderin. Kardeşleri büyür ve ortaklık şapkasını da tanımaya ve nimetlerinden yararlanmaya başlarlar.  Çocuklar büyür ve ailenin, kuruluş dönemindeki duruşu, alışkanlıkları, harcamaları, gelenekleri hızla değişmeye başlar. Bireylerin bütüne verdikleri azalır, bütünden aldıkları çoğalır. Kurumu o güne getiren hassasiyetler zayıflar. Aile üyeleri arasındaki kişilik farkları, alışkanlıklar, eğilimler su yüzüne çıkar ve keskinleşir. Zira insan olarak her birimiz, varlığı başka türlü görür, hisseder, içselleştirir, anlamlandırır ve ona farklı tepkiler veririz.

Bunlar yetmezmiş gibi yeni katılan üyelerle (gelin ve damatlar) aile genişler, konuşanlar çoğalır ama ortak dil zayıflar. Üretenler azalır, tüketenler çoğalır.

İşte bu aşamalara gelmeden lider, attan inmeyi başarıp, fethettiği zenginlikleri mamur etmelidir. Aile şirketi lideri, o aileyi ve şirketi o aile ve şirket yapan, kurumu mevcut başarı düzeyine getiren temel değerleri, odağa yerleştirerek modern bir aile şirketinin gerektirdiği kurallar zincirini, bir aile şirketi anayasası mantığı ile oluşturabilirse kurumsallaşma yönünde çok önemli bir mesafe almış olur.

Aile üyeleri taraflı olabilirler. Dolayısıyla ehil bir uzmanın danışmanlığında oluşturulacak aile şirketi anayasası ile aile ve şirketin birbiriyle ilişki disiplini tanımlanmış olur. Aile ve şirket, kurumsallaşmak suretiyle bireylerin “ben”liklerine hapsolmaktan, patronların iki dudakları arasına sıkışıp kalmaktan kurtulur. Kurum, kaynağını ailenin temel değerlerinden alan bir kurallar zincirinin egemenliğine yani birliğin ve bütünlüğün gücüne emanet olur. Böylece aileyi temsil eden duygular ile şirketi temsil eden mantığın bütünleşmesi sağlanır.

Aile şirketi anayasası ile hem aileyi o günlere getiren temel değerler tespit edilmiş ve taçlandırılmış hem de şirketin sürdürülebilirliğinin gerektirdiği kurallar disiplini yerleştirilmiş olur. Böylece aile ve şirket, karşılıklı saygıyı ve bütünün içinde hiçliği hedefleyen itaat kültürünün yanında aykırı görüşlerin zenginlik kabul edildiği demokratik bir tartışma ortamını yakalamış olur. Zira insanları aynılaştırmaya zorlamak doğru değildir. Böylece bir ruh hicreti misali sağlanan kurumsallaşma ile tek tek bireylerin-parçaların, bütünün önüne geçmeleri önlenmiş olur.

Unutulmamalıdır ki ilk kuşakta birbirini idare eden, uyum sağlamak ve birlikte çalışmak dışında seçeneği olmayan ailelerde genellikle ikinci kuşakta bağlayıcı değerler ve kurallar giderek zayıflar. Dolayısıyla yeni kuşakların kendi aralarında ve ilk kuşakla uyum sorunu oluşur. Sanki ortak bir kaynağa göre ayarlanmadığından aile üyelerinin saat ayarları bir türlü tutmaz ve herkes kendine göre doğrudur.

İşte “Eyvah yeni kuşak geliyor” derdine düşmemek için aile üyelerini bağlayan ortak bir kurallar zincirinin, ortak bir dilin ve ahengin oluşturulması, yazılması, imzalanması ve uygulamaya yansıtılması çok gerekli ve önemlidir.

Kitabımızın Amacı ve Hedef Kitlesi

Aile Şirketlerinden Dersler’in amacı; aile üyeleri ve profesyonellerin aile şirketi içinde yollarını kaybetmemeleri,
Her gün birbirleri ile kaza yaşamamaları için kurumsal işleyişi benimsemeleri,
Yeni kuşakların, ailenin ve şirketin temel değerlerini edinecek kadar işin içinde, bireysel farklılıklarının kolayca gelişeceği kadar işin dışında tutulabilmeleri,
İşletmenin kuşaklar boyunca yaşamasını sağlayacak temel aile ve insani değerlerin, kurumun geleneği ve kültürünün özünü oluşturabilmesi,
Nihayet tüm bunları gerçekleştirecek aile şirketi karakterine uygun işadamlığı yanında gönül adamı da olabilen hizmetkâr lider adaylarını yetiştirebilmeleri ve benzeri konularda aile şirketlerine gerçek yaşantı deneyimleri yoluyla yardımcı olmaktır.

Bir çalışan, işten çıkarılabilir. Ancak bir aile üyesini işten çıkarmak bu kadar kolay değildir. O halde aile şirketi sahiplerinin değerler eğitimini ve birlikte yaşama sanatını herkesten daha fazla öğrenmeleri ve bunun için aktif bir çaba ve sabır içinde olmaları zorunludur.

Söz konusu çabaya katkıyı amaçlayan bu kitabımızın ayırıcı bir farkı, aile şirketi üyelerinin, paha biçilmez değerdeki yılların deneyiminden yararlanmalarını sağlamaktır. Kuşkusuz her aile şirketi biriciktir, kendine özeldir. Ancak yapı ve süreçler benzerdir. Dolayısıyla aile şirketleriyle ilgili geçmiş yaşantı deneyimlerinin sağladığı engin birikim ve çıkan-çıkarılacak dersler; aile şirketlerinin bugünkü mevcut durumunu anlaması, sorunları ile başa çıkması ve geleceğini tasarlaması bakımından büyük katkı sağlayacaktır.

Aile Şirketlerinden Dersler’in hedef kitlesi; öncelikle aile şirketlerinin sahipleri, ortakları, varisleri, aile üyeleri, aile şirketlerinde emek veren yönetici ve çalışanlar, ilgili akademisyenler ile konuya ilgi duyanlardır.

Kitabımızın İçeriği

Kitabımızın içeriğini “Köklü aile şirketleri nasıl başardılar” sorusunun cevabını aktaracak şekilde düzenlemeye çalıştık.

Gerçekten de köklü ve başarılı aile şirketlerinden alacağımız yegâne dersler üç temel noktayı işaret ediyor: Yeni kuşakların yetiştirilmesi, liderlik ve kurumsallaşma. Dolayısıyla kitabımızın ilk üç bölümü bu başlıklardan oluştu. Son bölümü ise aile şirketleri ile ilgili en çok merak edilen 100 sorunun cevaplarına ayırdık.

İçerikte genel olarak sade bir dil ve anlatımı benimsedik.  Her alt konunun mümkün olduğunca yaşanmış deneyimlere, kişi, kurum, marka ve yer gibi bilgilerden arınmış örnek olaylara dayanmasına özen gösterdik. Günlük dili kullanmaya okurumuzla konuşur gibi yazmaya özen gösterdik. Hemen her alt bölümde konuya denk düşen ve doğrudan yaşanmış bir örnek olaya yer verdik.

“Eyvah Gençler Geliyor” başlıklı ilk bölümümüzde yeni kuşakların aile şirketlerindeki önemini ve genel olarak yeni kuşaklarla ilgili sorunları ele almaya çalıştık. Nitekim yuva sıcaklığının yakalanamadığı ailelerde bütün maddi varlığın içinde ruhsal açlık çeken, varlık sarhoşu çocuk ve gençler, zamanla denenmemişleri deneye deneye tüketiyorlar kendilerini. Sonunda bırakın bir aile şirketini yönetmeyi kendilerini bile yönetmekten aciz olabiliyorlar. Bundan dolayı ailenin artan zenginliğinin aynı zamanda kaybolan huzura yol açabildiğini görüyoruz.

Bu bölümde iş kadar ailenin de önemli olduğunu, “Eyvah Biz Geldik” alt başlığı ile aile şirketlerinde hem genç, hem varis, hem lider adayı olmanın gerektirdiği uyum ve davranış dinamiklerini ele aldık. Ayrıca dağılan aile şirketlerinin temel dağılma nedenlerini, birlikteliğin gücünü, itaat ve müzakere alışkanlığını ele almaya çalıştık.

2. bölüm; “Aile Şirketlerinde Liderlik: Ateşten Gömlek” başlığını taşıyor. 6 alt başlıkta; aile şirketlerindeki liderliğin kendisine has bir beceri, yetenek ve donanım gerektirdiğini yine örnek olaylar eşliğinde aktardık. Aile şirketi liderinin; öncelikle iyi bir devlet adamı, iyi bir komutan, iç güdülerinin kurbanı olmaktan kurtulmuş, “ben”i ile savaşını kazanmış numune bir profil, hizmetkar bir lider olması gerektiği açıktır. Bu ise denize ulaşma yolunda kendini “hiç” mesafesinde bir damla görebilen, insanların, canlıların, cansızların, eşyanın, varlık âleminin bizden beklentilerine kulak veren, derin bir kişiliği gerektirir.

3. bölümü, aile şirketi sahipleri, aile üyeleri, varisler ve üst yöneticilerin ilgisini çekecek, “Kurumsallaşmayı nasıl başardılar?” temel sorusunun cevabına ayırdık. Avrupa ülkelerinde KOBİ düzeyindeki birçok aile şirketinin 300-400 yaşında olduğunu biliyoruz. Oysa bizim 100 yılı deviren aile şirketi sayımız 20’yi bile geçmiyor. O halde kuruluş kadar, uzun yıllar yaşayacak bir sürdürülebilirlik de aile şirketleri için çok önemlidir. Bunun için aile şirketinin öz değerlerini yitirmeden aile ile iş arasındaki ilişkilerin tanımlanması, kurumun işleyişi ile ilgili temel esasların belirlenmesi kısacası işletmenin kurumsallaşması gerekir. Kurumsallaşmayı ailede (“baş”ta) yeniden yapılanma ve aile şirketi anayasası; kurumda (“beden”de) yeniden yapılanma ve organizasyon şeması olmak üzere bir bedene benzeterek ele aldık. Unutulmamalıdır ki âşık ozanın çalıp söylediği türkü, derlenip notaya dökülmez ise kalıcı olamaz tıpkı bir aile şirketi gibi.

Bu bölümde ayrıca bireylerin aile şirketlerini daha yakından tanıma ve kurumsallaşma yol haritasını çıkarmaya yönelik temel soruları, patronların iş bölümü ve köklü aile şirketlerinin ayırıcı özelliklerini görebilirsiniz.

4. bölümü; danışmanlıklar, dersler, röportajlar, seminerler ve konferanslarımızda “Aile Şirketleri İçin En Çok Merak Edilen 100 Soru ve 100 Cevap”a ayırdık. Okuma konusundaki zaman sıkıntısından hareketle en çok merak edilen, can alıcı soru ve cevaplar, pratik bir bilgi edinimini sağlayacaktır. Diğer yandan sorular; zihinsel gelişim ve düşünce üretimine katkısı yanında okurlarımızın kendilerini diğer kurumlarla karşılaştırmaları, daha yakından tanınmaları ve kendileri için yeni sorular sormalarına rehberlik edecektir.

Teşekkür

Tabi ki bir eser yazarının ürünüdür. Ancak bu ürünün düşünülmesi, planlanması, yazılması, düzeltilmesi, basılması, dağıtılması, okunması, yorumlar yapılması sürecinin tüm halkalarında birçok insanın emeği var.

Öncelikle hemen her kitabımızda yaptığımız gibi; Erzurum-Horasan Yeşilyurt (Iğırbığır) Köyü ilkokulundan, Londra’daki doktora sonrası programımıza kadar üzerimizde emeği olan tüm hocalarıma;

Kendilerinden dersler almamıza imkân veren yurt içinde veya yurt dışında danışmanlık, seminer ve konferanslar yoluyla beraber olduğumuz bütün aile şirketi sahiplerine, üst düzey yöneticilerine;

Kitabımızın elektronik ortama aktarılmasına katkıda bulunan Değer Danışmanlık ailesindeki arkadaşlarımız Şeyda Aydoğan’a ve ilk kopyalarından itibaren kitabı okuyan ve eleştirileri ile önemli katkılar sağlayan İlknur Mete’ye;

Kitap fikrini destekleyen yayıncılarımız Faruk Bayrak, isim babalığını da yapan Vedat Bayrak, desteğini esirgemeyen Ali Bayrak’a ve editörümüz Mustafa Küpüşoğlu’na teşekkür ederiz.

Ve nihayet kitap çalışmaları için yer yer onlara ayırmamız gereken zamanları aldığımız Annem’e (ellerinden öpüyorum), eşime, Ayşe Sultan’a, Ahmet Şamil’e, Fatma Belkıs’a ve Mehmet Ali’ye teşekkür ediyorum. 86 yıl tüm hücreleriyle yöneldiği Hakk’ın rahmetine 14 Nisan 2012’de kavuşan; yoldaşım, yarenim, arkadaşım, dostum, her şeyim, Babam H. Zübet Fındıkçı’yı çok özledim ve bu vesileyle rahmet diliyorum.

Son olarak okurumuz olmakla bizi çoğaltan sizlere şükranlarımızı sunuyor, değerli görüşlerinizi esirgememenizi özellikle istirham ediyoruz. (İstanbul, 2013)     

 

Sayfa Sayısı : 358

Baskı Yılı : 2014

Dili : Türkçe 

Yayınevi : ALFA 

 

İsme özel imzalı  kitap siparişi için : 212 876 96 96 

Kitap Bedeli : 18 TL'dir.  (Kargo bedeli fiyatlandırmaya dahil değildir.)