Recent Articles

Hizmetkar Liderlik

A+ A-

  1. Bir Gönül Yolculuğu

Günümüz dünyası, kitap okumaya tercih edilecek birçok alternatif davranışlar sunuyor. Maalesef önemli bir kısmı renkli, yapay, insani değerlerden uzak, bireyi kendisine yabancılaştıran ve kişiliksizleştirebilen davranışlar. Diyelim ki okuyucu her şeye inat kitaba yönelecek. Bu durumda da bize sıra gelene kadar belki de binlerce güzel kitap var. Konu liderlik olunca sayı daha da çoğalabilir. Umuyoruz ki bizimle başladığınız bu okuma serüveni, varlıklar âleminde kendinizi daha iyi konumlandırmanız ve tanımanız ile kendinizle başa çıkmanıza katık olacak bir gönül yolculuğuna dönüşür.

İnsanlık tarihini biçimlendiren ve yön verenler elbette ki liderlerdir. Herhangi bir insana göre daha derin, yoğun, renkli, ileri kısacası farklı ve nadide ruhlara sahip kişilerden söz ediyoruz. Doğuştan getirdikleri farklı ve keskin kişilik özelliklerine eşlik eden zihinsel potansiyelleri, hayatlarının ilk yıllarındaki eğitim ve öğrenme ortamı ile pekişen ve daha da gelişen kişiler. Bilim, sanat, inanç, iş, siyaset yahut savaş meydanlarında adlarını altın harflerle tarihe işleyen kişiler. Yönettiği orkestrada yer alan yüzlerce sazın, sesi çıkmadan o sesleri ve melodiyi hisseden kişilikler. Kendisini, kendisinin dışındakilere adamış kristalize insanlar.

Bireyleri lider yapan temel özellikler, insanlık tarihi boyunca merak konusu olmuştur. Bugün onların farklı ve daha gelişmiş bir özellikler bütününe sahip oldukları artık biliniyor. Diğer yandan liderliğin hemen her insanda bir potansiyel olarak az ya da çok bulunduğu da bilinen bir gerçektir.

Bilgi toplumu olarak adlandırılan günümüzde; ulaşım, iletişim ve bilginin baş döndürücü hızla arttığı ve sağlanan bütün gelişmelerin insanın hayatını daha da kolaylaştırmaya ve konforunu artırmaya yönelik olduğu biliniyor. Yoğun teknoloji ve bilgi çağının insan hayatına getirdiği bunca yenilik ve kolaylığa rağmen günümüz insanı, genel olarak mutlu değil. Bireyden; aileye, kuruma, toplumlara akan mutsuzluk, yoğun teknoloji ile yarış halinde adeta. Öyle ki bilgi çağının getirdikleri ile götürdükleri tartışılır hale gelmiştir. Çünkü günümüz insanı, kalabalığın içinde yalnız, gürültünün içinde sessiz. İnsani değerlerdeki aşınmaya paralel, ruh sağlığı giderek bozuluyor. Yapay, renkli, hareketli hayatın yabancılaştırdığı, kendisinden uzaklaştırdığı, iç barışını bozduğu, ötekileştirdiği öfke dolu insanlar, giderek çoğalıyor.

Alabildiğine şişen benliğine takılmaktan, başkalarını görme körlüğü yaşayabiliyor insanlar. Varlıklar âleminde kendisini konumlandırmaktan aciz, kendisiyle iletişimi bozulan, ahlaki zaaflarla iç içe, giderek maddi dünyanın çarkına kendisini kaptırıyor günümüz insanı. Midesi, doğal olmayan yiyeceklerle avunurken zihni, yapay veri bombardımanları ile savaş halinde. Bütün bu hengâmenin içinde küçük bir ayrıntı durumuna düşen ruhunu ve gönül dünyasını unutmuş durumda. Yani ki insanı insan yapan, farklı ve üstün bir canlı yapan ruhunu ve gönül dünyasını unutmaya başladı insanlık. Onu doyurmaya, onu geliştirmeye, tamamen insani değer odaklı düşünce, tutum ve davranışlara zamanı giderek azalıyor insanların. Ve her geçen gün biraz daha kayıp oluyor, yok oluyoruz kalabalığın içinde.

Birey düzeyinde yaşanan bu yıkım, insanların kurdukları sosyal kurumları ve sistemleri de derinden etkilemeye başlamıştır. Nitekim hayata hazırlığın yoğrulduğu aile kurumu, hızla yıpranıyor. İster kâr amaçlı olsun ister olmasın kurumlar, insanları motive etme derdinde. Diğer yandan devletler; vatandaşlarına daha mutlu, eşit, hoşgörülü, uzlaşmacı ve demokratik bir yaşam ortamı sunmakta zorlanıyor. Devlet ile birey ilişkisi yeniden sorgulanır hale gelmiştir.

İnsanlık, işte böyle bir manzarayı nasıl değiştirecektir? Maddi açıdan gelişen ama sosyal ve duygusal yönden zayıflayan benliği ile savaşını nasıl kazanacaktır? Varlık nedeni ile yeniden yüz yüze gelme cesaretini nasıl kazanacaktır? Yıpranan insani değerleri, nasıl ayaklandıracaktır? Sadece tüketen bir kişiliğe doğru gidişi nasıl durduracaktır? Ötekine de yaşam hakkı tanıyan hoşgörüyü yeniden nasıl günlük bir davranış alışkanlığı haline getirecektir? İnsanlar; kişi, kurum ve toplum düzeyinde yaşanan özgüven erimesini tersine çevirmek için kendi ihtiyaçlarını yeniden gözden geçirecek bir tazelenme, kendisini bulma bilincini nasıl geliştirecektir?

Daha da çoğaltılabilecek bu soruların birçok cevapları vardır mutlaka. Ama bu cevapların ortak noktası, günümüz insanının yeni bir liderlik anlayışına duyduğu ihtiyacı ortaya koymaktadır. İşte bu kitabımız, günümüz insanının ihtiyaç duyduğu liderlik anlayışını ortaya koyma yönündeki bir çabanın sonucudur. Liderlik ile ilgili bilgi birikimini, tarihte iz bırakmış liderleri, lider kişilik özellikleri ile ilgili bilimsel verileri temel alarak günümüz insanının; kendisi, ailesi, işi ve toplum ile ilişkilerinde daha uyumlu ve mutlu olmasını sağlayacak liderlik sürecini, bu sürecin özelliklerini irdelemeye çalıştık. Madem ki günümüzde hızlı bir insani erime yaşanmaktadır, o halde ihtiyaç duyulan liderlik sürecinde insani değerler öncelik alacaktır. Dolayısıyla bu çalışma, insani değerleri temel alan bir liderlik sürecine yönelik uzun soluklu bir gönül yolculuğu olarak da değerlendirilebilir. Bu yolculuğun en başında konumu, işi, eğitimi, statüsü ne olursa olsun her insanın bir liderlik potansiyeline sahip olduğunu ve asıl hedefin bu potansiyeli uyarmak, geliştirmek, pekiştirmek ve nihayet insanların faydasına olacak şekilde performansa dönüştürmek olduğunu belirtmek iste

2. Hizmetkar Liderlik

Kitabımızda liderlik konusuna odaklandık. Genel olarak liderlik sürecini, lideri, liderin temel kişilik özelliklerini, liderlerin dayandıkları temel güç odaklarını, liderlik alanlarını, ilgili teorik yaklaşımlar ve uygulama deneyimleri doğrultusunda analiz etmeye çalıştık. Kitabımızda idealize ettiğimiz liderlik; hizmetkâr liderliktir. Neden hizmetkâr liderlik ve kimdir hizmetkâr lider?

Günümüz insanının temel çıkmazı, kendi benliğine takılıp kalmak, oradan öteye, diğer insanlara, daha da öteye, ötelerin ötesine gidememek olduğuna göre, ihtiyaç duyulan liderlik duruşunun başlıca özelliğinin benlik ile başa çıkmak olduğu söylenebilir. Yani, kendisini diğer insanlardan, üstün, gelişmiş, iyi görmemek. Daha da önemlisi kendi istek ve beklentilerini diğer insanlarınkinden aşağıda tutabilmektir. Bu ise kendisini diğer insanların hizmetinde görmekle mümkündür. Nitekim, günümüzde liderlerin genellikle hizmet söylemiyle yola çıktıkları ve bu söylemi sürekli tekrarladıkları halde ne oranda hizmetkâr olabildikleri tartışılır.

Hizmetkâr liderlik, ilke olarak üç temel boyut üzerinde gelişir. Bunlar; soyut zihinsel yetenekler ve soyut zekanın (IQ) göstergesi olan bilgelik ve bilgi; duygu kökenli zihinsel potansiyel (EQ) ile insanları derinden etkilemeye ve kendine bağlamaya yönelik karizmatik liderlik ve nihayet etik zihinsel potansiyel (MQ) odaklı, diğer insanlara vermeye yönelmiş, kaynağını duygu, ahlak, kalp, gönül gibi insani değerlerden alan hizmetkârlıktır. Bu üçlü sacayağının dengede yani eş düzeyde gelişmiş olması pek mümkün değildir. Tarihteki lider örnekleri, ender de olsa bu üç temel boyutu şahsında gelişmiş olarak bulunduran kişiliklerdir.

Şu halde idealize ettiğimiz liderinbilgi odaklı, öğrenmeye açık, kişisel gelişim kaygısı olan bilge bir kişilik olması gereklidir. Aynı zamanda, öngörüsü, zekâsı, hızı, kararlılığı, girişimciliği, cesareti, çalışkanlığı, analiz ve sentez gücü, muhakemesi ama en önemlisi kimi zaman tanımlanması güç bir etki ile insanları kendine bağlayan bir liderlik potansiyeline sahip olması da beklenir. Bu da yetmez. Bu her iki gelişmiş gücü (bilgelik, liderlik), salt kendisi için değil, insanlar ve insanlık için kullanma basiretine sahip, gönül iletişimine açık, kaynağını temel ve evrensel ahlaka ilişkin yeteneklerden alan, etik zekâsı gelişmiş, kendisini kendisine değil insanlara adamış, kendisini sıfır noktasında gören, almaya değil vermeye odaklanmış, her türlü danışmaya açık hizmetkârlık potansiyeli gereklidir.

Liderlik ile ilgili temel yaklaşımlara bakıldığında karizmatik liderlik, sistem liderliği, bilge liderlik gibi birçok ayrımlar görülmektedir. Esasen hizmetkâr liderlik de bu yaklaşımlardan biridir. Ancak biz kitabımızda hizmetkâr liderliği, liderlik yaklaşımlarından biri olarak değil, günümüz insanının, ailesinin, kurumlarının ve toplumlarının ihtiyaç duyduğu ve diğer liderlik yaklaşımlarını reddetmeyen tersine kendi bünyesinde bulunduran temel bir model olarak ele aldık. Bu modeli oluşturan 3 temel bileşen olarak bilgelik, karizmaliderlik ve hizmetkarlık boyutları, aslında temel kişilik özelliklerindeki zihinsel, fiziksel ve duygusal potansiyellerin iz düşümüdür. Böylece zihinsel potansiyele dayalı bilgelik, fiziksel potansiyele dayalı karizma ve liderlik ve nihayet duygusal potansiyele dayalı hizmetkârlık, liderde belirli düzeyde gelişmiş olması arzu edilen boyutlardır. Dikkat edileceği üzere burada aklın ve gönlün birlikteliği ve birbirini desteklemesi söz konusudur.

Liderlik kalibresi bakımından çok farklı olanların söz konusu üç boyutta da gelişmiş oldukları dikkati çekmektedir. Diğer yandan isim yapmış liderlerin, bu boyutlardan herhangi birinin yetersizliği yahut daha da geliştirilmesi ihtiyacını, yanlarından ayıramadıkları hocalar ve danışmanlarla giderdikleri bilinmektedir. Gerçekten de tarihe mal olmuş bir liderden söz ediyorsak hemen yanı başında lideri dengeleyen, tamamlayan, rehberlik eden bir kişiliğin varlığı da dikkati çeker. Alpaslan’ın yanında Nizamülmülk; Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin yanı başında Şeyh Edebali; Fatih Sultan Mehmet’in arkasında birçok ünlü hoca ile birlikte Akşemseddin gibi bir deha bulunmuştur. Şu halde liderlerin, daha isabetli kararlar vermeleri sürecinde, yanlarında bulunan kişilerin de kendi alanlarında gelişmiş, hizmetkâr kişiliğe sahip birer lider olmaları gerekli ve önemlidir. 

Hizmetkâr kişilik; kendisini hiç ve sıfır noktasında gören, sürekli bir gelişim ve oluş halinde hisseden, bitmek bilmeyen bir aşk ve heyecana sahip olan, temel dert olarak kendisiyle uğraşan bireydir. Benlik tutulmasına, aklı örten taraftarlık koyuluğuna girmeyen, kendisini varlıklar âleminde konumlandırmış, kendisi ile barışını tesis etmiş bir kişiliktir. Diğer yandan gerek temel kişilik kuramları gerekse liderlik yaklaşımlarında, kendisini topluma adayan kişilerin varlıkları dikkati çekmektedir. Hizmetkâr kişilik, evrensel ahlakı, inancı, insani değerleri, yani ki irfanı, fazileti ve erdemi sözün ötesine taşımış ve hayatının odağı ve davranış alışkanlığı haline getirmiştir. Kaynağını içgüdülerden, bedensel hazlardan değil zihinsel hazlar ve daha da önemlisi insanlara bir şeyler vermeye yönelik gönül hazzından alan düşünce, tutum ve davranış zincirini kurmakta zorlanmaz. Hizmetkâr kişilik; insanı, varlığı, eşyayı farklı bir duyuşla hisseder, algılar ve tüm bunlarla iletişim halindedir. Bu insanlar için üretmek, vazgeçilmez davranış özelliklerindendir. Maddi kazanımlarda çevresindekilere, kayıplarda kendisine öncelik verir. Yerel değerlerini, kültürünü korur ama küresel dünyanın iyi bir aktörü olmak için yoğun bir çaba içindedir. Hedef kitlesinin istek ve arzularına kilitlenir, insanları peşinde sürükleyecek etkileme ve iletişim yeteneğine sahiptir.

Hizmetkâr lider; “ben” engeli ile başa çıkmış kendisini insana ve insanlığa fayda üretmeye adayan, dürüst, ahlaklı, evrensel insani değerlere duyarlı, üreten, çoğaltan, tamamlayan, rehberdir. Değişim ve dönüşümü körükleyen, iç âlemi ve dış âlemle uyumlu ve barış içinde, insanlık için yeni kavramlar, anlamlar üreten ve böylece insanların potansiyellerini performansa dönüştürmelerini tetikleyen, özel bir kişilik donanımına sahip, aşk yolunun yolcusu bir gönül insanıdır.

Böylece insanın; doğuştan getirdiği genetik yapısı, potansiyeli, donanımları ve eğilimlerinden oluşan mizacı, eğitim süreci ile kazandıklarından oluşan karakteri ve bu her iki yapının kişiye özel şekil kazanıp yerleşmesiyle oluşan kişilik özellikleri bakımından hizmete yatkın olması, günümüz toplumlarının en önemli ihtiyaçlarındandır. Çünkü, küçük bir kainat konumundaki insan; içinde yer aldığı, temsil ettiği ve numunesi olduğu büyük kainat ile olan ahengini giderek kaybetmektedir. Dolayısıyla kendisi gibi olmaktan yani ki kendisinden giderek uzaklaşıyor. Bu uzaklaşmanın yol açtığı insani kriz, esasen insanın akıl ve gönül dünyalarının uzaklaşmalarının bir sonucudur. Bunun içindir ki günümüzde ihtiyaç duyulan liderin gönül tarafının güçlü olması ihtiyacı vardır. Hizmetkâr liderlik sürecinde gönül tarafını çokça öne çıkarmamızın başlıca nedeni aklı, rasyonel bakışı zayıflatmak değil tersine aklın önderliğini perçinleyecek, aklı destekleyecek vicdan ve gönül zenginliğini ve rehberliğini sağlamaktır. Böylece akıl ve gönül arasındaki birliktelik yeniden gerçekleşmiş olur.

3. Kitap Fikri

Lisans eğitimi almaya başladığımız 1984 yılından bu yana liderlik ve yöneticilik konularıyla hem akademik alanda hem de uygulamada hep iç içe olduk. Davranış Bilimleri alanındaki yüksek lisans tezimiz, yöneticilerin kişilik özelliklerinin belirlenmesine yönelik bir çalışmaydı. Aynı alandaki doktora tezimiz ise bilgi toplumunda yöneticilerin kendini geliştirmelerine yönelik uygulamalı bir araştırmaydı. Londra’da gerçekleştirdiğimiz doktora sonrası uygulamalı ve karşılaştırmalı araştırmada da bu kez farklı kurumlardaki kültürel değerleri ve bu değerlerin oluşmasını etkileyen liderlik özelliklerini konu edinmiştik. Yıllardır İstanbul Üniversitesinde verdiğimiz dersler de yine benzer içeriktedir. Bu akademik çalışmaların yanında takriben yirmi yılı aşan iş dünyası deneyimlerimiz, halen devam eden üst düzey yöneticilik görevlerimiz, çok sayıdaki makalelerimiz, kitaplarımız, seminer ve konferanslarımız ve özellikle aile şirketleri başta olmak üzere yaptığımız danışmanlık çalışmaları ile liderlik süreci ve liderlerle hep birlikte olduk. İnsana, işe, dünyaya bakışlarını, çalışma alışkanlıkları, iletişim yöntemleri, karizma özelliklerini birebir yaşayarak öğrenme ve görme şansımız oldu.

Sözü edilen tüm bu liderlik odaklı deneyimleri günün birinde yazmak istiyorduk. Ancak bu isteğin düşünceden eyleme geçmesi 2006 yılında başladı. Günümüz dünya insanının gerek kişisel gerekse toplumsal yaşamında giderek dar rasyonel bir kalıba girmesi, duygu ve ruh tarafının giderek sınırlanması ve insani değerlerin alabildiğine yıpranması gibi nedenler ile giderek artan liderlik odaklı örnek yaşantılarımızın birleşmesi ve bunları paylaşmak isteğimiz sonucu kitap, fikri sürecini tamamladı ve yazım aşamasına geçtik. Çok önemli bir değişim ve dönüşümün başladığı ve hızla küreselleşen dünyamızda daha yaşanabilir bir hayat beklentisi, hoşgörü anlayışı, toplumsal ve bireysel kişilikleri yeniden gözden geçirmesini sağlayacak liderlik sürecine duyulan özlem de kitap fikrimizde önemli rol oynamıştır.

Hizmetkâr Liderlik kitabının yazılmasında toplumsal ve özellikle siyasal liderliğin önemli bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Şöyle ki; gerek dünyada gerekse ülkemizde toplulukların karşısına çıkıp oy isteyen siyasal liderlerin en önemli söylemleri “halka hizmettir”. Diğer bir ifade ile halkın hizmetine aday olduklarını ısrarla dile getirirler. Ancak tarih kitapları, halka hizmet söylemiyle yetki alan birçok siyasal liderlerin, uygulamaları ile bu söylemin çok dışında kalabildiklerini göstermektedir. Madem ki muhtarından başbakanına kadar bütün kamu ve özel kesimdeki yönetici ve liderler hizmete adaydırlar; o halde hizmete aday lider daha doğrusu hizmetkâr lider kimdir? Hizmetkâr liderlerin temel kişilik özellikleri nelerdir? Yaşam biçimi, alışkanlıkları, öncelikleri, hassasiyetleri nedir? Özellikle siyasi liderler için çok önemli olduğunu düşündüğümüz bu soruların yanıtları da bu çalışmaya yönelmemizde etkili olmuştur.

Takriben iki buçuk yıl süren yoğun yazım sürecini kelimelere sığdırmamız çok zor. Nitekim bir yanda birebir yaşadığımız liderlik örnekleri, öte taraftan bizi zorlayan akademik gelişmeler. Uçsuz bucaksız liderlik alanında kapsam belirleme zorluğu. Daha da önemlisi, günümüzde ihtiyaç duyulan liderliğin; alışa geldiğimiz salt otorite ve karizma kökenli değil aynı zamanda bir gönül işi olduğunu anlatma derdi. Evet, liderlik bir gönül işidir esasında. Gönül işinde de emir olmaz. Yani ki gerçek liderin düşünce, tutum ve davranış dünyası kalıplanamaz, kesin hatlarla kategorilenemez, yoğun otorite ile şekillenemez.

Kitabımızın araştırma devresi, yazımı süreci ve sonunda büyüklerimize, hocalarımıza, alanın ileri gelen otoritelerine danıştık. Bu alandaki yerli ve yabancı eserleri toparlamaya çalıştık. Geçen sürede binlerce sayfa okuduk desek abartmış olmayız. Çünkü oldukça geniş kapsamlı olan liderliği dar ve sınırlı bir yönü ile veren birçok eser var. Her biri liderliğin belirli bir yönüne odaklanmış. Biz çalışmamızda kavram olarak lider ve liderlik sürecinden başlayarak bir yandan liderin temel kişilik özellikleri, baskın karakterleri, diğer yandan tarihte rol oynamış lider örneklerini, bizim tarihimizde destanlaşan liderlik alanlarını ve liderlikte rol oynayan temel güç odaklarını vermeyi sonuçta başarılı olmuş liderlerin temel özelliklerini sıralamayı en önemli hedef olarak belirledik.

Yazım yolculuğumuz, bu süreçte öğrendiklerimiz, seyahatlerimiz, görüşmelerimiz, aradığımız lider tipinin hizmetkâr lider olduğunu ortaya koydu. Ve çalışmamızın ağırlık merkezi, tam olarak kapsamı, işin içinde hem de tam ortasındayken netlik kazandı. Dolayısıyla günümüz insanının eksikliğini tamamlama, gelişme, olgunlaşma ihtiyacını karşılayacak olan lider tipinin; bilgi odaklı, karizmatik özellikleri olan ama hepsinden daha önemlisi başkasına faydaya odaklanmış hizmetkâr liderlik olduğunu tümü gücümüzle aktarmaya yöneldik. Kitaba yönelik araştırmalarımız sırasında bir kez daha fark ettik ki günümüz insanının yaşamı, maddi yönden şahlandıkça duygu ve gönül tarafı daha fazla sınırlanıyor. Oysaki insan, sosyal bir canlıdır. Nihayet çalışmamızın sonunda yerel değerlerden küresel liderliğe demek suretiyle ülkemizin liderlik odaklı önceliklerine kafa yormaya çalıştık.

Bu arada kitabımızın belirli bir mekan ve masa başında değil, aktif iş hayatımızın dinamizmi içinde yazıldığını belirtmek isteriz. Sık sık seyahat etmek durumunda olduğumuzdan önemli kısmının, havada yazıldığını, bir latife olarak paylaşmak isteriz.

4. Kitabın Amacı

Bu çalışmamızın; liderlik ile ilgili bütün akademik konuları, sorunları, farklı liderlik yaklaşımlarını, tarih boyunca derin izler bırakmış lider profillerini ve deneyimlerini kapsamak gibi bir amacı ve iddiası yoktur. Temel amacımız; her geçen gün kendinden biraz daha uzaklaşan, daralan, yıpranan, kendisini gerçekleştiremeyen, benliği şişen, maddi değerlerin, içgüdülerin gölgesindeki insan ilişkileri ve iletişimi yavaşlamış bireylere ulaşmaktır. Hedefimiz ruh ve gönül yönü, mantığın koyu kuralları tarafından hapsedilmiş günümüz insanının; kendisiyle olan savaşında mutlu sona ulaşması için bir nebze yardımcı olmaktır. Yani insanı, insan yapan akıl ve mantık potansiyelini ruh ve gönül potansiyeli ile cem etmek ve böylece evrensel insani değerler bakımından gelişmiş, olgun, kâmil bir insan olma yolculuğunun hızlandırılmasına naçizane bir katkı yapmak en önemli hedeflerimizdendir. Böylece günümüz insanı için giderek uzaklaşan hatta düşman kesilen düşünce ve duygu dünyalarını yakınlaştırmak, sesi kısılmaya başlamış gönül dillerini yeniden konuşur hale getirmek mümkün olabilir.

Kitabımızın önemli bir amacı; hangi konumda, işte, meslekte, eğitim düzeyinde olursa olsun insanların, az ya da çok sahip oldukları liderlik potansiyelini en verimli, yararlı ve sonuç odaklı biçimde sergilemelerine yardımcı olmaktır. Nitekim kazanarak, egemen olarak, daha çok alarak, tüketerek, kıran kırana bir mücadeleyi canlı tutarak, öfkeye, taraftarlığa ve şiddete daha çok yönelerek; çevresindekileri azaltan, eksilten insanların; bulundukları davranış düzleminden yükselmeleri, başkalaşmaları ve dönüşmeleri, yabancılaştıkları iç zenginlikleriyle yeniden hem hal almaları gerekli ve önemlidir.

Günümüz insanı ve insanlığın ihtiyaç duyduğu lider profilini, hep birlikte düşünmek, düşündürmek ve bu profile ne düzeyde yakın olduğumuza kafa yormak, çalışmamızın pratik amaçlarından biridir. Tarihte iz bırakmış, destanlaşan hayatları ile bize göz kırpan, savaş meydanlarındaki ustalıkları ile insanların ve toplumların hayatlarını kurtarmış, insanları sanat dünyasının engin ufukları ile buluşturmuş, insanlığın topyekûn dönüşümünü sağlayan bilimsel deneyleri başarıyla gerçekleştirmiş, fikirleriyle düşünce iklimini aydınlatmış sayısız liderler var. Tüm bunların yaktıkları ışık doğrultusunda günümüz bilgi toplumunda alabildiğine hızla artan bilgiye, hızlanan ulaşım ve iletişime inat, duygu dünyası körelen insana rehber olacak lider profilinin temel özelliklerini belirlemek ve okuyucunun zihninde anlaşılır hale getirmek önemli bir amacımızdır.

Madem ki liderlik bir beceri, bir yetenek, yatkınlık ve özellikler bütünü olarak her insanda az ya da çok vardır; o halde konumu ne olursa olsun insanların bu potansiyellerini öncelikle keşfetmeleri yani kendilerini bilmeleri yolculuğunda onlara yardımcı olmak çalışmamızın önemli bir hedefidir. Bunun için okurlarımızın çalışmamızda yer alan lider örnekleri, liderlik özellikleri, düşünce, tutum ve davranış dünyalarını keşfetmeleri, sık sık kendilerini gözden geçirmeleri, uygun gördükleri transferleri yapmaları yerinde olacaktır. Dolayısıyla bu çalışmanın naçizane yazarı olarak en büyük arzularımızdan biri, sade bir okuma değil, davranışa dönüşen, uygulamaya akan, gönüllerde yer bulan bir okumadır ki bunun ciddi bir çaba gerektirdiği açıktır.

Böylece kısacık ömrünü ve liderlik kariyerini, binlerce yıllık liderlik tecrübeleriyle karşılayan lider ve lider adaylarının daha bilinçli olmaları ve günümüzde insani değerleri egemen kılmak için adeta hayata meydan okumaları mümkündür.

Hangi konumda olursa olsun her bireyin, kendi içinde bulunan çevresi ve kendisi için iyi ve güzel bir şeyler yapma azmi ve dinamizmini tetiklemek ve harekete geçirmek çalışmamızın önemli alt hedeflerindendir. Bu anlamda odacısından, müdürüne, bakanından cumhurbaşkanına, iş adamından işçisine, memuruna, çiftçisine, ev hanımından esnafına kadar her insanın bireysel liderlik potansiyelini bir başkasına fayda üretmek adına performansa dönüştürmesi gerekli ve önemlidir. Kişi, aile, kurum ve toplum olarak gelişme grafiğimizin yükselmesinde tek tek bireylerin; başkasının faydasına olacak davranışlarını içeren hizmetkâr liderlik potansiyelinin davranışlar düzeyinde performansa dönüşmesinin etkisi büyük olacaktır. Bu çerçevede kim olursa olsun ülkemiz insanının; birbirine düşmeden, yapaylık ve aykırılıkların gölgesine girmeden, birinin benzerliklerinde buluşarak, hoşgörü kültürünü sürdürerek, birbirini tamamlayarak, yerel değerlerden ödün vermeden küresel değerleri edinerek gelişmesi önemlidir. Cumhuriyetin fazileti ve kazanımları ile demokrasi anlayışını daha fazla içselleştirerek ulusumuzu; kültürü, geleneği, inanç değerleri ile bir bütün olarak geliştirmek, her vatandaşın olduğu kadar elbette ki her yönetici, lider ve lider adayının en öncelikli görevleri arasındadır.

5. Hedef Kitle

Oldukça geniş kapsamlı ve hacimli olan çalışmanın yaygın bir hedef kitleye sahip olduğunu düşünüyoruz. Nitekim genel olarak liderlik konusunu ele almış olmakla birlikte kitabımızın liderlik psikolojisi ile ilgili bir yönü, tarihsel bakışı içeren bir yönü, aynı zamanda birer yönetim alanı olan aile, kurum ve toplumu ilgilendiren yönleri bulunmaktadır. Gerek liderlik süreci gerekse bu sürecin aktörü konumundaki liderler, hayatın hemen her alanında rol aldıklarından hedef kitle de hayatın her aşamasında yer alan insanlardır. Diğer yandan kitabımızda idealize ettiğimiz hizmet odaklı liderlik anlayışında her insanın aslında bir lider olduğu, olması gerektiği düşüncesinden hareketle herkesin bu çalışmadan yararlanabileceğini düşünüyoruz.

Bununla birlikte aileler, şirketler, kurum ve kuruluşlar ile toplumda rol alan idareci, bürokrat, yönetici, lider ve tüm bu işlere talip adayların bu çalışmadan daha fazla yararlanabilecekleri söylenebilir. Ayrıca her aşamadaki akademisyen, araştırmacı ve üniversite öğrencileri ile özellikle aile şirketi yönetici ve liderleri, kanaat önderleri, sivil toplum liderleri ve özellikle siyasetçilerin, kısacası liderlik yolunda mesafe alanların ve almak isteyenlerin bu çalışmadan yararlanmaları mümkündür.

6. İçerik Düzeni

Kitabımızın hacimli oluşunun sakıncalarını değerlendirdik. Kısaltılması veya iki kitap halinde yayınlanması seçeneklerini tartıştık. Ancak bu hali ağır bastı. Liderlik gibi çok kapsamlı bir konunun, günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde ele alınması arayışı, çalışmanın belirli bir ağırlık ve hacimde olmasını zorunlu kıldı.

Çalışmamız kapsamlı olduğundan okumayı ve yararlanmayı kolaylaştırmak için kimi özel düzenlemeler yaptık. Bu çerçevede kitap, genel olarak liderliği tanımlayan, açıklayan ve teoriden uygulamaya doğru giden sekiz ana bölümden oluştu. Kitabın genel içindekileri, geniş bir genel girişi ve yine geniş bir genel özetini en başta verdik. Gerek genel giriş gerekse geniş biçimde yer verilen özetin, kitaptan yararlanmayı hızlandıracağını düşündük. Her bölümün kendi içinde bir bütünlük sağlamasını hedefledik ve bölümleri bağımsız bir kitapçık olarak değerlendirdik. Dolayısıyla kitabın genel içindekiler bölümünün dışında her bölüme ait ayrıca bir içindekiler bölümü, o bölümde yer alan kavramlar ve kişiler ve bölüme özel bir girişe yer verdik.

Her bölüme özel ve bölümün başında yer alan içindekiler, kitabın sayfaları arasında gereksiz gidip gelmeyi yok etmektedir. Kavramlar ve kişiler, o bölümdeki önemli kavramları ve kişileri rahatlıkla bulmak, bölümü daha iyi kavramak, aranan konu, kavram ve kişilere kolayca ulaşmak bakımından pratik faydalar sağlamaktadır. Her bölümün girişi, okuyucuya bölüm hakkında genel bir izlenim ve özet sağlar niteliktedir. Yine her bölüm sonunda o bölümde yararlanılan kaynaklara yer verdik. Bu da okuyucunun genel kaynakçaya gitmeden kaynaklara erişimini kolaylaştırmaktadır.

İçerik düzeninde öncelikle anlaşılması güç aşırı teorik bir bakış yahut kaynağını bilimsel çalışmalardan almayan salt kişisel gözlem ve düşüncelere dayalı harcıâlem bir anlayıştan uzak durduk. Bilimsel ve akademik kaygılardan ve verilerden hareketle günlük uygulamanın içinden bir üslup ve dil kullanmaya dikkat ettik. Mümkün olduğunca günlük dilde anlaşılır akıcı bir öz Türkçe kullanmaya özen gösterdik.

Kitabın rahat ve akıcı olabilmesi için sık sık örnek olaylara yer verdik. Bu örnek olayların hemen hemen tamamı, yaşanmış ama kişi ve kurum isimleri değiştirilmiştir. Örnek olayların, öğrenmenin kalıcı olması bakımından faydası tartışılmaz. Vurucu, akıcı ve en önemlisi ilgili olduğu konunun zihinsel ve duygusal zeminde canlanması, uzun süre canlı tutulması için hazırlanan örnek olayların, büyük haktılar sağlayacağına inanıyoruz.

Çalışmamızın içeriğinde taraflı olmamaya özen gösterdik. Nitekim konu liderlik olunca, tarihten lider iz düşümlerine yer verince ve özellikle son bölümde ülkemizin liderlik vizyonunu ele alınca taraflılık tehlikesi söz konusu olabilirdi. Çalışmamızda iki konuda taraf olduk. Bunlardan birincisi hizmetkâr liderlik anlayışı diğeri ise özellikle son bölümde ele alınan ülkemizin liderlik vizyonu kısmında devletimizin varlığı, birliği ve bütünlüğüdür.

Çalışmamızda yer verdiğimiz liderleri, kısa yaşam öyküleri, eserleri ve ayırıcı liderlik özellikleri ile kısaca tanıtırken tarih boyunca onlara verilen unvanları kullanmaya gayret ettik. Bu çerçevede örneğin şahsiyetlerine duyulan saygı nedeniyle peygamberler için kullanılan Hz. (Hazreti) ve a.s. (alehi selam – ona selam olsun) ifadelerini, diğer yandan liderlerin adlarının önüne getirilen ve yüzyıllardır kullanılan kimi ifadeleri ve unvanları (Büyük İskender, İmam Gazali, Fatih Sultan Mehmet gibi)  biz de kullandık.

Kitabımızda çeşitli kaynaklardan yararlandık. Kimi zaman birebir alıntı yaptık, kimi zaman genel olarak yararlandık. Her iki durumda da ilgili kaynağı aynı sayfada dipnot olarak, ayrıca hem bölüm hem de kitabın sonunda kaynakça olarak verdik. Böylece özellikle araştırmacı okurlarımızın sayfalar arasında gidip gelmelerini önlemeyi amaçladık. Diğer yandan az sayıda da olsa konunun bütünsel olarak algılanması, zihinsel şemalara dönüşebilmesi bakımından yer yer şekiller kullandık.

Çalışmamızın en sonunda, kitabımızın genel bir özetinin İngilizcesine yer verdik. Kitapta yer alan bölümlerin özetlerini içeren bu genel İngilizce özet çalışmamızdan yararlanmak isteyen yabancılar için yararlı olacaktır.

Diğer kitaplarımızda olduğu gibi bu çalışmamızda da kimi güzel ve düşündürücü sözlere, şiirlere, atasözlerine yer verdik. Konuyla ilgili veya ilgisiz konuyu daha iyi anlamaya yönelik yahut okuyucuyu bir an için ayrı bir bakış ve düşünce âlemine götürecek sözler bunlar. Bu yöntem ile oldukça kapsamlı olan çalışmanın okunmasını kolaylaştırmayı ve zenginleştirmeyi hedefledik.

İçeriğin takibini kolaylaştırmak için kimi kavram ve cümleler özellikle tanımlar, koyu yazıldı. Böylece çalışmayı hızlıca değerlendirmek isteyen okuyucunun seçici davranabilmesine ve anlamayı hızlandırmaya olanak tanımış olduk.

İçeriği zenginleştirmek amacıyla örnek olaylar gibi tarihe mal olmuş kimi lider örneklerinin hayatlarını da ele aldık. Seçtiğimiz lider örneklerinin, kitabın amacı ve kapsamına uygun kişilikler olmasına özen gösterdik. Kuşkusuz yer veremediğimiz çok önemli liderler de vardır. Burada kitabın hacmi sınırlayıcı olmuştur. Diğer yandan, özel bir plan yapmadığımız halde alt başlıkların yazımı sırasında aklımıza gelen ve tanıdığımız kimi kişilikleri de bize göre liderlikte öne çıkan yönleri ile kısaca ele almaya çalıştık.

Sayfaları karıştırdığınızda dikkatinizi çekecek önemli bir ayrıntı yer yer kullandığımız motiflerdir. Kitabı zenginleştirmek ve tamamlamak için hazırlanan örnek olaylar, sözler, şiirleri ve benzeri çalışmayı tamamlayıcı metinleri ana içerikten hoş bir görüntü ile ayırabilmek için motifler kullandık. Okurun bu ayrımlara geldiğinde biraz durup dinlenmesi, okuduklarını gözden geçirmesi ve böylece yeni ve tamamlayıcı bir okuma parçasına geçmesini bekliyoruz.

Çalışmamızın içeriği ile ilgili daha geniş bilgi edinmek isteyenlerin genel girişten hemen sonra yer alan özeti okumalarını öneririz.

7. Teşekkürler

Bir eserin meydana gelmesinde onu üreten kişi önde görünür. Ancak arka planda çoğu zaman adları unutulan birçok kişinin emeği vardır. Öncelikle belirtmeliyiz ki bu çalışmamız, eğitim yaşamımızdaki yoğun kazanımlarımıza ve yaklaşık 20 yıllık iş deneyimlerimize dayanıyor. Dolayısıyla liderlik ile ilgili fikri alt yapımızın oluşmasından uygulama deneyimlerimize kadar ki tüm süreçte doğrudan ve dolaylı olarak yer alan, burada hepsinin adlarını sayamadığımız hocalarımıza, büyüklerimize, dostlarımıza, çalışma arkadaşlarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz.

İlk kopyaların bilgisayar ortamına taşınmasında itina ile çalışan Değer Danışmanlık’ta görevli yönetici ve arkadaşlarımız; Bilal Fındıkçı, Orhan Horasan, Yunus Taşçı, Ayşegül Yücel, Aslıhan Aras ve  İlksen Kızkapan’a teşekkür ederiz.

Katkılarından dolayı Orhan Sınav’a ve tüm bölümleri bir editör itinasıyla okuyan ve engin değerlendirmeleri ile katkıda bulunan arkadaşımız Dr. Hüseyin Emin Sert’e teşekkür ederiz.

Çalışmamız ile heyecan duyan ve basımı konusunda her türlü yardımı sağlayan yayıncımız Faruk Bayrak ve editörümüz Rana Gürtuna’ya teşekkür ederiz.

Bu kitaba yansıyan düşünce, görüş ve özellikle örnek olaylara kaynaklık eden, bireysel uygulamaları ile geniş, farklı ve derin liderlik deneyimlerini görme ve yaşama fırsatını veren, bazılarına danışmanlık yaptığımız ve ancak bir kısmını sayabildiğimiz kurum liderleri; Şahin Eroğlu (Colins), Dr. Bahar Akıngüç Günver (İ.K.Ü.), Muzaffer Çilek (Çilek Mobilya), Ali Kemal Kopuz (Kopuz Şirketler Grubu), Şükrü Çakır (Çakır Yapı), Adnan Doğan (Doğtaş Mobilya), Celal Başer (Teknik Alüminyum), Reşat Narman (Mopaş Marketçilik), Şahap Yılmaz (Şampiyon Filtre), Nejat Isınlık (Isın Pres), Tahsin Elmas (Elmas Holding), İrfan Mencik (Tiryakiler Holding), Zekeriya Samsama (Cüno Grup), Mehmet Yıldırım (Marmara Galvaniz), Valeri Benaguev-İsmail Karaarslan (Universal Logistic Service), Hami Koç (İhlas Koleji), Mehmet Bulur (Vigoss Jeans), Dr. Doğan Birgül (Doğan Hastanesi), Bekir Küçükdoğan (Rodrigo Jeans) ve Hayati Bayrak’a içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Kitabımızın fikri oluşumundan basımına kadar ki tüm süreçte aktif rol oynayan asistanımız İlknur Mete’ye teşekkür ederim.

Eğitim, yönetim ve liderlik alanındaki akademik ve pratik deneyimlerimizin oluşmasında aktif rol oynayan değerli hocalarımız; Prof. Dr. Atilla Baransel (Allah rahmet eylesin), Prof. Dr. Hüner Şencan, Prof. Dr. İlhan Erdoğan, Prof. Dr. Mahmut Paksoy, Prof. Dr. Tanıl Kılınç, Prof. Dr. Suat Gezgin, Prof. Dr. Edibe Sözen, Prof. Dr. Haluk Yavuzer, Prof. Dr. Ayla Oktay, Prof. Dr. Norma Razon, Prof. Dr. Adnan Kulaksızoğlu, Prof. Dr. Nazif Gürdoğan, Prof. Dr. İrfan Erdoğan, Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu, Prof. Dr. Bingür Sönmez, Prof. Dr. Ümit Davaslıgil, Prof. Dr. Ümran Korkmazlar, Prof. Dr. Ayşe Can Baysal, Prof. Dr. Erdal Tekaslan, Doç. Dr. Oya Güngörmüş Özkardeş, Dr. Mustafa Özel, teşekkürlerimizi sunarız.

Çalışmamızın olgunlaşmasında katkıları olan ve liderlik vizyonlarından etkilendiğimiz değerli büyüklerimiz ve dostlarımız; Abdülkadir Konukoğlu, Fahamettin Akıngüç, Nurettin Eroğlu, Mücahit Ören, İshak Alaton, Nahit Kiler, Mehmet Tiryaki, Davut Doğan, Servet Samsama, Vehbi Orakçı, Murat Saraylı, beyefendilere sonsuz teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarım.

Çalışmamızın tamamını yahut bir kısmını okuyarak değerli görüşleri ile yolumuzu aydınlatan, kitabımızı tartışma imkanı bulduğumuz, ayrıca çalışmamızın arka kapağında yer verdiğimiz değerlendirmelerini esirgemeyen değerli hocalarımız ve dostlarımız; Prof. Dr. Tamer Koçel, Prof. Dr. Yahya Akyüz, Prof. Dr. Ben (C) Fletcher, Prof. Dr. Kenan Gürsoy, Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mehmet Altan’a, en derin saygılarımızı sunarız.

Kendilerine ayırmamız gereken özel zamanlarını hoşgörüyle bize bağışlayan, her aşamada desteklerini esirgemeyen tüm aileme ve özellikle Babam Zübet Fındıkçı, Annem Dilber Fındıkçı’ya (ellerinden öpüyorum), Zeynep Yıldız Hanım’a, Ayşe Sultan’a, Ahmet Şamil’e, Fatma Belkıs’a ve Mehmet Ali’ye teşekkür ederiz.

 

Kitap için ne dediler:

“Bu eser, liderliğe soyunanlara topluma hizmet ettikleri ölçüde lider sayıldıklarını gösterecek, toplumun da onlardan beklenti düzeyini yükseltecektir.

Prof. Dr. Yahya Akyüz
 

“Erzurum’un Horasan ilçesinden gelerek akademik birikiminin de katkısıyla her defasında dünyaya daha kalıcı bir merhaba diyebilmenin enerjisini çoğaltan Dr. İlhami Fındıkçı yoluna elinizde tuttuğunuz “Hizmetkâr Liderlik” adlı kitabıyla devam ediyor… ‘Bilgi Toplumunda Yöneticilerde Kendini Geliştirme’, ‘İnsan Kaynakları Yönetimi’, ‘Yaşadıkça Eğitim’ ve ‘Aile Şirketleri’ gibi kitaplara da imza atan İlhami Fındıkçı, bu son kitabında sanayi döneminin insanı “ruh” ve “ akıl” olarak bölen yaklaşımının bir adım ötesine geçerek Bilgi Çağının “lider” tipini, tarihsel bir perspektifin pusulasına sadık kalarak bu coğrafyanın öz suyuyla yıkamakta… Kitabı okumanız halinde, her modern bireyin artık aynı zamanda hayatı yorumlayarak zenginleştiren bir lider de olduğu günümüz dünyasında, “liderlik” kavramının her türlü halini göreceğiniz çok özel ve zengin bir albümüyle karşılaşacaksınız. Kendinizin de lider olduğunuzun bilincine vararak, yaşamınızı zenginleştireceksiniz.”

Prof. Dr. Mehmet Altan
 

“Çalışmayı inceleme şansım oldu. Gerçekten müthiş bir ilgiyle okudum. Bu kitaptaki hizmetkâr liderliğe bakış açısı, liderliğin kavramsallaştırılmasına önemli bir boyut kazandırıyor.”

Prof. Dr. Ben (C) Fletcher
 

“Dr. İlhamî Fındıkçı’nın bu derinlikli ve kapsamlı eseri, “Liderlik Kavramını”, sadece pratik hayatın içinden ve davranış bilimlerinin penceresinden özel bir dikkatle ele almıyor; fakat aynı zamanda, bir “değer alanı”, ortaya koyuyor ki bu, insan gerçeğini bilgeliğe açılan bir ufuk çerçevesinde düşünmemize yol açıyor.”

Prof. Dr. Kenan Gürsoy
 

“En küçüğünden en büyüğüne kadar bütün topluluk ve gruplarda liderliğin ve liderin önemini ve etkisini inkâr etmek mümkün değildir. Bu kadar önemli ve etkili olmasına rağmen liderlik konusunda, bizim dilimizde telif ve doyurucu bir çalışma yoktu. Bu eser o boşluğu dolduracağı için seviniyor ve yazarını tebrik ediyorum.” 

Prof. Dr. Hayrettin Karaman
 

“Bu kitap, Türkçe yazında kapsamı en geniş liderlik kitaplarından birisi  olmuş.  Liderliğin her yönü ile tam olarak anlaşılmadığı bir ortamda, bu kitap içeriği bakımından ufuk açıcı ve örnek olayları ile  öğretici olmuştur. Liderlik sınıflamaları ve en önemlisi çok az kitapta rastlanan “hizmetkâr liderlik” kavramının  oldukça ayrıntılı olarak incelenmesi ile bu kitap liderlik ile ilgili yazına önemli bir katkıdır.”

Prof. Dr. Tamer Koçel

 

 

Sayfa Sayısı : 782

Baskı Yılı : 2009

Dili : Türkçe 

Yayınevi : ALFA 

 
 

İsme özel imzalı kitap siparişi için : 0212 876 96 96 

Kitap Bedeli : 35 TL'dir.  ( Kargo bedeli fiyatlandırmaya dahil değildir.)